Gerçek Yaşanmış En Komik Seyahat Faciaları: Tatilde Başımıza Gelen Ama Güldüğümüz Olaylar

Seyahat faciaları - tatilde başımıza gelen komik olaylar

Hayaldeki tatil ile yaşanan tatil

Tatil planlarken kafamızda hep aynı görüntü vardır: berrak bir deniz, kumsalda kitap, akşamüstü sakin bir gün batımı. Sonra gerçek devreye girer. Pasaport evde kalır, oda duvara bakar, menüden gelen yemek tanınmaz. İyi tarafı şu: Tatilde başımıza gelen aksilikler, yıllar sonra en çok güldüğümüz hikâyelere dönüşür. Aşağıda tatilden dönenlerin sık anlattığı türden olayları topladık.

Havalimanında başlayan dertler

Yanlış pasaport

Bavul hazır, heyecan tavanda, sıra pasaport kontrolüne geliyor. Pasaportu açıyorsunuz ve elinizdekinin süresi dolmuş eski pasaport olduğunu fark ediyorsunuz. Yenisi evde, çekyatın üstünde. Bu durumda yapılacak pek bir şey yok: uçak kaçar, eve dönülür, ertesi gün yeniden yola çıkılır. Tatilin bir günü daha başlamadan gitmiş olur.

Ders basit: Yola çıkmadan önceki akşam pasaportu, kimliği ve biletleri tek bir yere koyun ve kapıdan çıkarken bir kez daha bakın.

Açılmış bavul

Kilitleyip teslim ettiğiniz bavulu varışta açık ve karışmış halde bulmak, üstünde de "kontrol için açılmıştır" yazan bir kâğıt görmek can sıkıcıdır. Bavulun içinde elektrikli bir alet ya da şekli tuhaf bir eşya varsa güvenlik kontrolünde açılması şaşırtıcı değil. Gülmek için biraz zaman geçmesi gerekir.

Uçuşunuz saatlerce gecikip kapıda beklediyseniz bu da komik bir hikâye olmaktan çok hak arama konusu. Rötar tazminatı nasıl alınır yazısında bunu ayrıca anlattık.

Otelde beklenti ve gerçek

Deniz manzaralı oda

Rezervasyonda deniz manzarasını seçip fark ödersiniz. Odaya girdiğinizde manzara gerçekten denize bakıyordur, pencereden eğilip başınızı sağa çevirirseniz. Komşu binanın çatısıyla bir sonraki bina arasında ince bir mavi şerit görünür. Şikâyet edip oda değiştirdiğinizde ise yeni odanın tamamen duvara baktığını görürsünüz. İnsan ilk odadaki o mavi şeridi özler.

Rezervasyondan önce otelin oda tiplerini ve misafirlerin çektiği fotoğrafları incelemek, "manzaralı" sözünün neye karşılık geldiğini anlamanın en kolay yolu.

Her şey dahil ama her şey değil

Her şey dahil denince insan gerçekten her şeyin dahil olduğunu sanıyor. Sonra akşam yemeğinde içecek menüsü gelir ve bazı içeceklerin ek ücretli olduğu söylenir. "Her şey dahil değil miydi?" sorusuna verilen cevap genelde aynıdır: yemek dahil, şu içecekler değil. Konseptin içeriği otelden otele değişiyor. Rezervasyonda neyin dahil olduğunu yazılı olarak görmek sonradan yaşanacak tartışmayı önler.

Yolda kaybolmak

Yanlış otobüs

Bilmediğiniz bir ülkede durakta beklersiniz, otobüs gelir, binersiniz. Bir süre sonra pencereden geçen tabelaların hiç de beklediğiniz yeri göstermediğini fark edersiniz. Benzer harflerle yazılmış iki şehir adını karıştırmak kolaydır. Bazen bu hata güzel bir sürprizle biter: hiç planlamadığınız bir sahil kasabasında güzel bir gün geçirirsiniz. Bazen de dönüş yolu uzun sürer.

Taksimetrenin sürprizi

Yabancı bir şehirde taksiye binip manzaranın tadını çıkarırsınız. İneceğiniz yerde taksimetredeki rakam kalbinizi durdurur. Turistlere yüksek fiyat çıkarılması birçok ülkede bilinen bir sorun. Binmeden önce yaklaşık ücreti sormak, mümkünse resmi taksi duraklarını ya da uygulamaları kullanmak bu tür sürprizleri azaltır.

Dil bilmeden derdini anlatmak

Menüye rastgele parmak basmak

Menüyü okuyamayınca birçoğumuz aynı yöntemi kullanırız: gözü kapalı bir satıra parmak koymak. Bu yöntemin riski büyüktür. Fransa'da önüne salyangoz gelen biri hem yüzündeki ifadeyi saklayamaz hem de tabağa dokunamaz. Japonya'da çiğ balıkla karşılaşan bir başkası ise garsonun "very good" sözüne güvenip bir parça dener ve hayatının en güzel lokmalarından birini yer. Rastgele sipariş bazen hayal kırıklığı, bazen keşiftir.

Havlu için pandomim

Otelde havlu istemek için resepsiyona inip ellerle havlu tarif etmeye çalışmak, kollarla havada büyük bir kare çizmek ve sonunda pes edip kelimeyi Türkçe söylemek. Resepsiyonist ancak o zaman "Ah, towel" der. Beş dakika süren bu pandomim çoğu zaman tatilin en çok anlatılan anı olur. Telefondaki çeviri uygulaması bu işi kısaltır ama hikâyeyi de elinizden alır.

Güneş, kum ve dalga

Eksik sürülen güneş kremi

Sırta krem sürmek teoride kolaydır. Pratikte bir yer hep atlanır. Saatler sonra kalktığınızda sırtınızda el izleri, parmak izleri ve kremin hiç değmediği şeritler belirir. Bir hafta boyunca da her kıyafetin altından görünür. Krem sürdükten sonra birinden kontrol etmesini istemek ve belli aralıklarla yenilemek bu haritayı önler.

Kumdan kale ve tek dalga

Bir baba ile oğlu saatlerce kumdan kale yapar, etrafına hendek kazar, taş dizer. "Bunu dalga bile yıkamaz" denir. Bir dalga gelir ve kale gider. Çocuk ağlar, baba güler ve "Denizle kavga edilmez, barışılır" der. Plajda felsefe de yapılır.

Yemekte kültür şoku

Tatilde yerel yemek denemek güzel bir fikir. Ama bazen tabağa gelen şey midenizi ikna etmekte zorlanır. Bazı ülkelerin sokaklarında kızartılmış böcekler satılır, İzlanda'da fermente köpekbalığı eti olan hákarl ilk kokusuyla bile insanı geri adım attırır. Yerel halk için çocukluktan beri tanıdık olan bir yemek, size ceza gibi gelebilir. Kültür farkı biraz da bu.

Acı sos meselesi de ayrı. "En acı sosunuz hangisi?" diye soran cesur turistin yüzü birkaç saniye içinde kırmızıdan mora döner, su işe yaramaz, ağız uzun süre açık kalır. O günden sonra "en acı" sorusu bir daha sorulmaz. Yerel halkın "acı" dediğiyle sizin "acı" dediğiniz aynı şey olmayabilir; ilk seferde az denemek iyi bir kural.

Dönüş yolunun yükü

Hediyelik eşya pişmanlığı

Çarşıda harika görünen hediyelik, eve gelince "Bunu ben mi aldım?" dedirtir. İçinden kum dökülen süs piramidi bavulu kumla doldurur. Duvara asılan ahşap maske her gece sizi izliyormuş gibi gelir ve birkaç gün sonra depoya taşınır.

Ağırlaşan bavul

Giderken bavul 15 kiloydu, dönerken 25. Küçük bir heykel, bir baharat seti, renkli bir kumaş derken her şey birikir. Havalimanında tartıya çıkınca fazla bagaj ücreti çıkar. Bazı aileler bir sonraki tatile "alınmayacaklar listesi" ile gitmeye karar verir.

Eve dönünce

Kapıyı açtığınızda ev bir an yabancı gelir. Koltuk, mutfak, hatta kedi bile. Kedi size bakar, siz kediye bakarsınız. Bir gün sonra her şey eski haline döner. İşe dönüş sabahı ise beyin hâlâ plajdadır, beden masadadır. "Tatil nasıldı?" sorusuna "Harikaydı" dersiniz ve bunu söylerken aklınıza ilk gelen şey, yanlış otobüs ya da parmakla seçilen o tabak olur.

Mükemmel geçen günler çabuk unutulur. Aksilikler ise anlatıldıkça büyür ve yıllarca masalarda dolaşır. Sizin de tatilden getirdiğiniz böyle bir hikâye varsa yorumlara yazın.

Yorumlar