İş Hayatının En Komik Mülakat Hikayeleri: Gerçek Yaşanmış Absürtlükler

İş görüşmesine giderken herkes biraz gergindir. Özgeçmiş elde, kıyafet ütülü, cevaplar kafada hazır. Sonra odaya girersiniz ve planladığınız hiçbir şey planladığınız gibi gitmez. Aşağıdaki hikâyeler iş görüşmelerinde sık anlatılan türden anlar. Bazıları size tanıdık gelecek, bazılarını okurken "iyi ki benim başıma gelmedi" diyeceksiniz. Her birinin sonunda da küçük bir ders saklı.

İş Hayatı Mülakat Hikayeleri

Daha odaya girmeden başlayan dertler

Ezberlenen misyon cümlesi

Adayın biri şirketi iyice araştırmış. Web sitesini okumuş, misyon ve vizyon cümlelerini ezberlemiş, genel müdürün adını bile öğrenmiş. "Bizi ne kadar tanıyorsunuz?" sorusu gelince misyonu kelimesi kelimesine okumuş. Karşısındaki kişi gülümseyip "Onu geçen ay değiştirdik" demiş.

Burada adayın yaptığı aslında yanlış değil. Hazırlık yapmış. Sorun, ezberin konuşmanın yerini almasıydı. Şirketi tanıdığınızı göstermenin daha iyi yolu, ne yaptıklarını kendi cümlelerinizle anlatmak ve o işte sizi neyin ilgilendirdiğini söylemektir. Misyon cümlesi değişebilir ama sizin merakınız değişmez.

Dar gelen takım elbise

Bir başkası görüşme sabahı dolaptan takım elbisesini çıkarmış. Son giydiğinden bu yana biraz kilo almış, ceketi zorlarken kol dikişi açılmış. Başka bir gömlek bulmuş ama o da ütüsüz. Görüşmeye 10 dakika kalmış, ütüye vakit yok. Buruşuk gömlekle gitmiş. Görüşmeyi yapan kişi "Gömleğiniz biraz buruşuk" deyince "Sabah aceleyle hazırlandım" demiş. Cevap gelmiş: "Biz de aceleyle hazırlandık, birbirimizi anlarız."

Bu hikâyenin dersi basit: Kıyafeti bir gün önce deneyin. Sabah sürprizi kimsenin işine yaramaz.

Odadaki o uzun saniyeler

İş Hayatı Mülakat Hikayeleri detay

Yanlış şirketin adı

Aynı gün iki ayrı şirkette görüşmesi olan bir aday, ilkinden çıkıp ikincisine gitmiş. "Bize neden başvurmak istediniz?" sorusuna ilk şirketin adını vererek başlamış. Karşı taraf kaşlarını kaldırıp "Biz o şirket değiliz" demiş. Aday düzeltmeye çalışmış ama heyecandan doğru adı bir türlü hatırlayamamış.

Bu, iş görüşmelerinde en çok anlatılan hatalardan biri. Aynı gün birden fazla görüşmeniz varsa aralarda kısa bir not okuyun: şirketin adı, ne iş yaptığı, ilandaki pozisyon. Telefonda iki satırlık bir not bu utancı önler.

Alarmdan gelen marş

Telefonunu sessize alan bir aday, alarmın ayrı çaldığını unutmuş. Görüşmenin ortasında "Eye of the Tiger" çalmaya başlamış. Telefonu susturmaya çalışırken yere düşürmüş, ses daha da yükselmiş. Sonunda alarmı kapatıp "Sabahki spor hatırlatıcısıydı" demiş. Görüşmeyi yapan kişinin cevabı: "En azından spor yapıyorsunuz."

Telefonu sessize almak yetmiyor. Görüşmeye girmeden telefonu tamamen kapatmak ya da uçak moduna almak daha garantili.

Beklenmedik sorulara verilen beklenmedik cevaplar

"Kendinizi bir hayvana benzetin"

Bu soruyu duyan bir aday biraz düşünüp "Kaplumbağa" demiş. Gerekçesi de hazırmış: sabırlıymış, yavaş ama emin adımlarla ilerlermiş. "Tehlike anında ne yaparsınız?" sorusuna da dürüstçe "Kabuğuma çekilirim" demiş. Karşı taraf, tehlike anında harekete geçen birini aradıklarını söyleyince aday hemen fikir değiştirmiş: "O zaman kartal."

Bu tür soruların doğru bir cevabı yok. Görüşmeci genelde ne dediğinizden çok nasıl düşündüğünüze bakar. Cevabınızı işle bağlayabiliyorsanız sorun yok. Soru geldikten sonra cevap değiştirmek ise kararsız görünmenize yol açar.

"Bizi neden seçtiniz?"

Klasik soru, klasik olmayan cevaplar. Bir aday "Başka bir şirketten reddedildim" demiş. "Yani ikinci tercihiniz miyiz?" diye sorulunca "Hayır, üçüncü" diye eklemiş. Bir başkası şirketi seçme nedenini ofisin merkeze yakın olmasına bağlamış. Ulaşım için mi diye sorulunca "Hayır, öğle yemeği seçenekleri iyi" demiş. Dürüstlüğü takdir görmüş ama işi alamamış.

Dürüst olmak iyidir ama her doğruyu söylemek zorunda değilsiniz. Bu soruya pozisyonla ve şirketin işiyle ilgili bir neden bulmadan girmeyin.

Grup görüşmesinde rekabet

İş Hayatı Mülakat Hikayeleri ipucu

Birkaç adayın aynı masada değerlendirildiği görüşmeler kendi komedisini üretir. Bir aday her soruya ilk cevap veren kişi olmak istemiş, hızlı ama yanlış cevaplar vermiş. "Bu doğru değil" denince "Ama en hızlı ben cevap verdim" diye savunmuş kendini. Masadaki bir başkası ise her söylenene "Ben de katılıyorum" demiş. "Kendi fikriniz yok mu?" sorusuna cevabı "Ben uyumlu biriyim" olmuş.

Aynı masada bir aday da "Takım çalışmasında en önemli özellik nedir?" sorusunu futbol üzerinden cevaplamış: takımın en iyi oyuncusu maçı kazandırırmış. "Biz futbol takımı kurmuyoruz" cevabını alınca toparlanıp iletişimden söz etmiş.

Grup görüşmesinde ne en hızlı olmak ne de herkese katılmak işe yarar. Az ama düşünülmüş konuşmak, başkasının söylediğinin üzerine bir şey eklemek daha iyi iz bırakır.

Görüşme bitti, dertler bitmedi

Teşekkür e-postasındaki tek harf

Görüşmeden sonra teşekkür e-postası atmak iyi bir alışkanlık. Ama otomatik tamamlama bazen işi bozar. Bir aday "Umarım görüşmemiz iyi geçmiştir" yazmak isterken "iyi geçmemiştir" yazıp göndermiş. Gelen cevap kısa: "Görüşmeniz iyi geçmemiş mi?" E-postayı göndermeden önce bir kez sesli okumak bu tür kazaları büyük ölçüde engeller.

Haftalarca süren bekleyiş

Bir aday görüşmeden bir hafta sonra şirketi aramış, "Henüz belli olmadı" cevabını almış. Bir hafta sonra tekrar aramış, "Değerlendirme sürüyor" denmiş. Üçüncü aramada pozisyonun dolduğunu öğrenmiş. Bu hikâyede komik bir taraf pek yok, ama çok tanıdık. Görüşmenin sonunda "Ne zaman dönüş yaparsınız?" diye sormak hem sizi rahatlatır hem de ne zaman arayacağınızı bilmenizi sağlar.

Evden yapılan görüşmeler

Görüntülü görüşmeler kendi sorunlarını getirdi. Bir adayın internet bağlantısı tam görüşmenin ortasında kopmuş. "Beni görüyor musunuz?" diye sorarken karşı taraf çoktan "Bağlantı koptu" diye kendi arasında konuşmaya başlamış. Geri bağlandığında "Hoş geldiniz, nerede kalmıştık?" diye karşılanmış.

Bir başkasının kedisi kameranın önüne atlamış, indirmeye çalıştıkça kucağına yerleşmiş. Aday "Kedi de görüşmeye katılmak istiyor" demiş, ortam yumuşamış. Bir diğerinin çocuğu odaya girip tuvalete gitmesi gerektiğini söylemiş, aday özür dileyip bir dakikalığına ayrılmak zorunda kalmış. Karşı taraf anlayışla karşılamış.

Görüntülü görüşmeden önce bağlantıyı denemek, kapıyı kapatmak ve evdekilere haber vermek bu sürprizlerin çoğunu azaltır. Yine de kedi ya da çocuk araya girdiyse panik yapmayın. Sakin kalmanız, çoğu zaman olayın kendisinden daha çok akılda kalır.

Bazen kusur bir avantaja dönüşür

Son hikâye biraz farklı. "Ürünlerimiz hakkında ne biliyorsunuz?" sorusuna bir aday tek tek ürün sayarak cevap vermiş. Nereden bildiği sorulunca şirketin eski müşterisi olduğunu söylemiş. "Şikâyetiniz var mı?" diye sorulunca da bir ürünün neyini beğenmediğini ayrıntılı anlatmış. Görüşmeyi yapanlar şaşırmış ama aday işe alınmış ve işe başladıktan sonra bu listeyi ürün ekibiyle paylaşmış.

İş görüşmesinde herkes kusursuz görünmeye çalışır. Oysa akılda kalan adaylar çoğu zaman bir hatayı güzel toparlayan ya da gerçekten bildiği bir şeyi dürüstçe anlatanlardır. Görüşme hikâyelerinin bu kadar sevilmesinin nedeni de bu: hepimiz bir gün o koltukta oturduk ya da oturacağız.

Benzer bir şaşkınlığı tatilde yaşayanlar için seyahatte başımıza gelen komik olaylar da okunmaya değer. İş görüşmesinin genel işleyişi hakkında bilgi için Vikipedi'deki iş görüşmesi maddesine, kariyer ağınızı geliştirmek için de LinkedIn'e bakabilirsiniz.

Yorumlar