Hayat bazen öyle tesadüfler sunar ki, insana "Bu bir film senaryosu mu?" dedirtir. Ama değil. Bunların hepsi gerçek. Hem de o kadar gerçek ki, kahve içerken ekranı sıçramışçasına "Hayır, olamaz!" diyeceksiniz. Gelín, hayatın absürt yüzüne birlikte gülümseyelim.

Emmerson Kardeşler: Aynı Şehirde Aynı Kişiyi Aynı Arabayla Vuran İkizler
2005 yılında, İngiltere'nin Loughborough kasabasında, 20 yaşındaki ikiz kardeşler Hilary ve Louise Emmerson aynı anda aynı şehirde direksiyona geçtiler. İkisi de farklı yerlerden yola çıkmış, farklı rotalar izlemişti. Ama kaderin absürt mizahı burada devreye girdi: İkiz kardeşler aynı kavşakta, aynı anda, aynı anda karşılarına çıkan aynı yayayı -adı Michael Wright'tı- araçlarıyla vurdular. Evet, yanlış okumadınız. Aynı kişi, iki farklı ikiz tarafından, aynı anda, iki farklı arabayla vuruldu. Michael Wright hayatta kaldı ve olayın şokunu atlatmak için yıllar terapiste gitti. İkizler ise mahkemede "Bu bir tesadüf!" diyerek savunma yaptı. Hakim bile gülümsemekten kendini alamadı.
Bu olay, tesadüfün bilimsel olarak ne kadar "olası dışı" olduğunu anlamak isteyen istatistikçilerin bile kafasını karıştırmıştır. Olasılık hesapları yapıldığında, aynı ikizlerin aynı kavşakta aynı anda bulunma ihtimallerinin milyarlarda biri olduğu ortaya çıkmıştır. Yani Michael Wright, milyarlarda bir ihtimalle karşılaşmış bir insan olarak tarihe geçmiştir. Belki de bir süper güçü vardır: İkiz manyetizması?
Paraşütsüz Uçuşun Galibi: Vesna Vulović
26 Ocak 1972. Yugoslav Hava Yolları'nın 367 sefer sayılı uçuşu, Çekoslovakya üzerinde 10.160 metre yükseklikte aniden parçalandı. Kokpit ile kuyruk kısmı arasında bir patlama oldu ve uçak ikiye bölündü. 28 kişinin hayatını kaybettiği bu feci kazada, flight attendant Vesna Vulović kuyruk bölümünde sıkışmış halde, paraşütsüz olarak 10.160 metreden yere düştü. Ve hayatta kaldı.
Vesna, düşüş sırasında baygındı ve bir kar yığını ile ağaçların üzerine düşmesi, hızını yavaşlatarak hayatta kalmasını sağlamış olabilecek tek faktördü. Kırık kaburgalar, kırık bacaklar, omurga yaralanmaları ve günlerce komada kalmasına rağmen, Vesna sadece hayatta kalmadı; iyileştikten sonra tekrar uçaklarda çalışmaya devam etti! Guinness Rekorlar Kitabı'na "paraşütsüz en yüksek düşüşten sağ kurtulan kişi" olarak girdi. Vesna'nın hikayesi, "Hayat seni 10 kilometreden yere çarptığında bile pes etme" dersinin en absürt ama en gerçek halidir.
Vesna'dan Sonra Ne Oldu?
Vesna, kazadan sonra ülkede bir kahraman haline geldi. Televizyon programlarına çıktı, röportajlar verdi ve "Ben hiçbir kahramanlık yapmadım, sadece düşüp hayatta kaldım" diyerek absürt bir alçakgönüllülük sergiledi. 2016 yılında 66 yaşında hayatını kaybettiğinde, dünya ona "Yerçekimini yenen kadın" olarak veda etti.
Taksi Şoförünün En Kötü Günü: Dünyanın En Talihsiz Adamı
2001 yılında, Bahamalar'da bir taksi şoförü olan Errol, hayatının en kötü gününü yaşamaya başladı. Sabah evden çıkıp arabasına bindi. Yolda bir yaya çarptı - yaya hafif yaralandı. Errol panikle arabasından indi, yardım etmeye çalıştı. O sırada başka bir araç gelip Errol'a çarptı. Hastaneye kaldırıldı, tedavi edildi. Hastaneden çıktıktan sonra eve dönmek için bir taksi çağırdı. Ve o taksi onu yolda bir kez daha ezdi. Evet, kendi meslektaşı tarafından, aynı gün içinde ikinci kez araç çarpması yaşadı.
Ama Errol'un şansızlığı burada bitmedi. Hastaneye ikinci kez kaldırıldığında, tedavi olduğu sırada hastanenin asansörü bozuldu ve Errol asansörde 45 dakika sıkıştı. Serbest bırakıldığında, "Bugün bir daha dışarı çıkmıyorum" diyerek hastanede bir gece daha kalmaya karar verdi. Errol'un hikayesi, "Kara kedi geçti" falan diye bir şey yok; bu adamın üstünden bir kedi sürüsü geçmiş olmalı.
Balonla Uçan Çocuk: Falcon Heene Olayı
15 Ekim 2009. ABD, Colorado. Bir balon havada süzülüyor ve içinde bir çocuk olduğu düşünülüyor. Tüm televizyon kanalları canlı yayın başlatıyor, helikopterler havaya kalkıyor, polis ve itfaiye seferber oluyor. Balon saatlerce havada sürükleniyor, sonunda yere iniyor ve... balonun içi boş. Çocuk yok. Herkes panik. Çocuk nerede? Saatler süren aramadan sonra, çocuk evin garajındaki bir kutunun içinde saklanırken bulunuyor. Tüm olayın, babasının bir reality show için planladığı bir PR stunt olduğu ortaya çıkıyor. Aile, balon olayından sonra televizyon programlarına çıkıp ün kazanmaya çalışmış. Sonuç? Baba 90 gün hapis yattı ve aile tüm Amerikan halkına rezil oldu.
Bu olay, "Ün için ne yapılır?" sorusunun en absürt cevabı olarak tarihe geçmiştir. Ayrıca, o dönemde tüm ABD'nin bir çocuğun hayatı için endişelenirken, aslında bir sahne gösterisi izlediğini bilmesinin yarattığı toplu hayal kırıklığı, sosyal medyanın henüz emekleme döneminde olmasına rağmen milyonlarca insanı etkiledi.
Tokyo'daki Kaybolan Saat: 2 Milyon Dolarlık Bir Hata
2008 yılında, Japonya'nın Osaka şehrinde bir adam, 2 milyon dolar nakit taşıyan bir çantayı unutarak bir restoranda bıraktı. Çantanın üzerinde hiçbir isim veya iletişim bilgisi yoktu. Polise bildirildi, ama çanta daha önce kimse tarafından alınmıştı. İşin absürt tarafı, bu paranın adamın şirketinin yıllık bordro ödemesi için ayrılmış olması ve adamın çantayı "sadece bir anlığına" bıraktığını iddia etmesiydi. Çanta bir daha bulunamadı ve adamın şirketi iflasın eşiğine geldi. Japon polisi, bu olayı "kaybolan en büyük nakit meblağ" olarak kayıtlara geçirdi.
Japonya'da Kayıp Eşyaların Garip Dünyası
İlginç bir detay: Japonya, dünyada en fazla kayıp eşyanın sahibine ulaştığı ülkedir. Tokyo'daki kayıp eşya ofisine yılda 700.000'den fazla eşya düşer ve bunların büyük çoğunluğu sahibine geri döner. Cüzdanlar, telefonlar, hatta dizüstü bilgisayarlar bile orijinal sahibine ulaşır. Ama 2 milyon dolarlık bir çantayı kimse teslim etmemiştir. Belki de bu parayı bulan kişi, "Budha bana gülümsedi" diyerek hayatını değiştirmiştir. Ya da daha gerçekçi bir senaryo: panikleyip parayı bir gecede harcamıştır.
Bay Unlucky: Fransız Talihsizlik Rekoru
1970'lerde Fransa'da "Bay Unlucky" olarak bilinen bir adam vardı. Gerçek adı verilmeyecektir çünkü adam hala hayatta ve talihsizliği devam ediyor. Bu adamın hayatı, bir talihsizlik ansiklopedisi gibidir:
İlk olayı: Gençliğinde bisikletle giderken bir araba çarptı. Hastaneye kaldırıldı, tedavi edildi. Hastaneden çıkışında, ambülansın kapısına çarparak bir kez daha yaralandı. İkinci olayı: Evlendi, düğün günü gelin arabası bozuldu. Üçüncü olayı: İlk çocuğu doğduğunda, hastane koridorunda kayarak düştü ve bacağını kırdı. Dördüncü olayı: Tatil için gittiği sahilde, köpekbalığı saldırısına uğradı - Fransa'nın Akdeniz kıyısında! Beşinci olayı: Sigorta şirketi, "Bu kadar talihsizlik doğal olamaz" diyerek poliçesini iptal etti.
Adam sonunda bir kitap yazmaya karar verdi. Kitabın adı "Neden Ben?" idi ve Fransa'da best-seller oldu. İronik bir şekilde, adam hayatındaki en büyük şansı, en büyük talihsizliğini anlatarak bulmuş oldu.
Dünyanın En Pahalı Kahve Kazası
2010 yılında, bir İngiliz iş adamı olan Philip, Starbucks'ta kahve almak için drive-thru'dan geçiyordu. Kahvesini aldı, yudumlarken arabasının ön camına bir şey çarptı. Ne mi? Bir iguana. Evet, Florida'dan kaçan bir iguana, bir tesadüf sonucu Philip'in arabasının ön camına düşmüştü. Philip paniğle direksiyonu sağa çekti, kahvesini göğsüne döktü ve yan yoldan çıkarak bir post kutusuna çarptı. Toplam hasar: 15.000 dolar araba tamiri, 3.000 dolar tıbbi masraf ve 1 iguana için 500 dolar veteriner masrafı. Philip, "Bu kahve bana dünyanın en pahalı kahvesi oldu" diyerek olayı anlatır. Starbucks'tan hiçbir tazminat alamamıştır.
Sonuç: Hayat Bir Komedi
İster ikiz kardeşlerin aynı kişiyi vurması olsun, ister paraşütsüz 10 kilometreden düşmek, ister 2 milyon doları restoranda unutmak... Hayatın absürt olayları bize bir şey söylüyor: Gerçeklik, kurguyu her zaman aşar. En iyi senarist bile bunları yazsa "inanılır değil" derlerdi. Ama oldu. Gerçek oldu.
O halde hayatınızda kötü bir gün geçirdiğinizde, bir an için durun ve düşünün: En azından sizi iki ikiz aynı anda ezmedi, değil mi? Ve eğer öyleyse... Bir kitap yazın. Muhtemelen best-seller olur.
Yorumlarınızı bekliyorum - sizin hayatınızda da absürt tesadüfler yaşandı mı?
Yorumlar
Yorum Gönder