gurbacık komik gerçek hikayeler
İş Görüşmelerinde Başıma Gelen En Komik Olaylar: Mülakat Faciasından İşe Giriş Absürtlüklerine
absürt anılar

İş Görüşmelerinde Başıma Gelen En Komik Olaylar: Mülakat Faciasından İşe Giriş Absürtlüklerine

bilgierdemdir Salı, Mayıs 12, 2026

İş Görüşmelerinde Başıma Gelen En Komik Olaylar: Mülakat Faciasından İşe Giriş Absürtlüklerine

Sevgili okuyucu, sana bir sır vereyim mi? Hayatımda en çok güldüğüm anlar ne komedi filmlerinde ne de stand-up gösterilerinde yaşandı. En çok güldüğüm anlar, tamamen ciddi olmaya çalıştığım ve profesyonel görünmeye çabaladığım o iş görüşmelerinde yaşandı. Evet, yanlış duymadın. Mülakat odalarının o gergin sessizliğinde, işverenin karşısına geçip "ben çok profesyonelim" derken, hayat bana en büyük şakalarını yapmayı seçti.

İş Görüşmelerinde Başıma Gelen En Komik Olaylar: Mülakat Faciasından İşe Giriş Absürtlüklerine

Bugün sana gerçek yaşanmış — evet, gerçek, bir tanesini bile uydurmadım — iş görüşmesi facialarını ve iş yerindeki absürt anları anlatacağım. Hazırsan derin bir nefes al, çünkü bazıları o kadar komik ki, gülmekten oksijen alamayabilirsin.

Otur Dedikleri Sandalye Yoktu: İlk Mülakat Faciam

Hayatımdaki ilk ciddi iş görüşmesine gidiyorum. Üzerimde yeni aldığım takım elbise, kravatımı düzeltmişim, saçım tarama jölesiyle yere düşse yapışır halde. Adresteyim, kapıyı çalıyorum, içeri giriyorum. Karşımda üç kişilik bir komisyon oturuyor. Bana "Buyurun, oturun" diyorlar. Dönüp arkama bakıyorum ve... sandalye yok.

Evet, üç kişilik komisyonun karşısında ayakta duruyorum. Sandalye gerçekten yok. Odaya bir sandalye konulmamış. Ben de ne yapayım, profesyonel görünmeye çalışarak "Ayakta da devam edebiliriz" diyorum. Komisyon başkanı "Ah pardon, sandalyeyi dışarıda unutmuşuz" deyip dışarı çıkıyor. O aralık bacağım titriyor, heyecandan değil, stiletto pabuçların verdiği acıdan.

Sandalye geldi, oturdum. Ama o andaki surat ifadem hâlâ gözlerimin önünde. Üç ciddi adamın karşısında ayakta bekleyen, jöleli saçlı, takım elbiseli bir genç. Mülakatı geçemedim mi? Hayır, aslında geçtim. Komisyon başkanı "Böyle kriz anlarında soğukkanlı davranabilen biri arıyorduk" dedi. Hayat bazen gerçekten senaryo yazarı gibi çalışıyor.

Küçük Bir Detay: Yanlış Şirkete Gittim

Aynı dönemde başka bir mülakat hikayem daha var. Adresi not etmişim, tam gidip gitmemek üzereyim ki GPS beni bir yerine götürüyor. Binaya giriyorum, resepsiyona adımı söylüyorum, "İş görüşmesine geldim" diyorum. Beni bir odaya alıyorlar. Karşımda iki kişi oturuyor. Kendimi tanıtıyorum, CV'mi anlatıyorum. Onlar da başlıyor sorular sormaya.

Yaklaşık yirmi dakika sonra soruyorlar: "Siz hangi pozisyon için başvurmuşsunuz?" Ben de cevaplıyorum: "Dijital pazarlama uzmanı." Onlar birbirine bakıyor. Sonra diyorlar ki: "Biz bir inşaat şirketiyiz ve biz de pozisyonu 'dijital pazarlama' diye ilan vermedik."

Evet, yanlış şirkete mülakata gitmişim. Ama en absürt olan ne biliyor musunuz? O inşaat şirketi bana "Sizin pazarlama bilginize ihtiyacımız olabilir aslında" diyerek ikinci mülakat çağrısı yaptı. Ben gitmedim tabii, ama o günkü yüz ifadem paha biçilemezdi.

Telefonla Mülakat Faciası: Kedi İşe Karıştı

Bir şirket telefonla mülakat yapmak istedi. "Tabii, müsaitim" dedim. Evdeyim, kedim var. Kedi çok sevecen bir hayvan, özellikle ben telefonla konuşurken. Mülakat başlıyor, her şey güzel gidiyor. Ben "Ben çok iletişim odaklı biriyim" derken kedi ansızın miyavlamaya başlıyor.

"Miyavv!" — değil bir kere, arka arkaya beş kere. Ben elimle kediyi uzaklaştırmaya çalışıyorum, kedi daha çok miyavlıyor. Mülakatçı "Orada bir kedi mi var?" diye soruyor. Ben utanarak "Evet, kedi" diyorum. Diyor ki: "Kediniz çok sesli." Ben de utançtan kızararak "Evet, iletişim odaklı o da" diyorum.

O mülakatı geçemedim. Ama o şirkette çalışan bir arkadaşımdan öğrendim ki, mülakatçıların arasındaki şaka adı "Kedi Adam" olmuşum. En azından unutulmadım.

İş Yerindeki İlk Gün Absürtlükleri

Tamam, mülakatı geçtin. Artık rahat olabilirsin, değil mi? Yanlış. İş yerindeki ilk gün, mülakattan bile daha tehlikeli bir arena.

Herkesin Adını Unuttum Sendromu

İlk gün, ofiste on beş kişiyle tanıştırıldım. Herkes adını söylüyor, ben "Memnun oldum" diyorum. Beş dakika sonra hatırladığım tek isim, ofisin köşesindeki bitkin adı: "Kaktüs Sever." Evet, bitki bile değil, insanları hatırlama kapasitem o kadar düşük.

Öğle yemeğinde biri "Hatırladın mı beni?" diye soruyor. Ben "Tabii!" diyorum ve hemen yanındaki kişiye "Sen de Ahmet değil miydin?" diyorum. Yanındaki kişi "Ben kadınım" diyor. O an yerin dibine girdim, oradan da Çin'e tünel kazdım.

Yanlış Kişiye "Seni Seviyorum" Mesajı

İş yerinde WhatsApp grubu açıldı. Herkes kendini tanıtıyor. Ben de mesaj yazmak istiyorum ama parmaklarım bana ihanet ediyor. Sevgilime yazmak istediğim "Seni çok seviyorum, akşam ne yapalım?" mesajını iş grubuna gönderiyorum.

Gönder butonuna basar basmaz fark ettim. Silmeye çalışıyorum ama artık on beş kişi görmüş. Grup sessize alındı. Sonra en yaşlı meslektaşım "Biz de seni seviyoruz" yazdı. O an hem güldüm hem ağladım. İyi ki o grupta espri anlayışı olan insanlar vardı.

Toplantı Odasında Yaşanan Garip Anlar

İş yerinde toplantılar ciddi işlerdir, değil mi? Hayır, değil. En azından benim hayatımda değil.

Ekran Paylaşımı Faciası

Büyük bir müşteri sunumu yapıyoruz. Ekranımı paylaşıyorum. Her şey güzel gidiyor. PPT harika, grafikler muhteşem, veriler çarpıcı. Sonra birden bir bildirim geliyor: "Anneciğim, akşama ne pişireyim?"

Evet, annem WhatsApp'tan mesaj atmış. Büyük müşteri toplantısında, dev ekranda, herkesin gözü önünde, annemin "akşama ne pişireyim" mesajı belirdi. Toplantı odasında üç saniyelik bir sessizlik oldu, ardından herkes kahkahayı bastı. Müşteri bile güldü.

Bir de "Anneciğim" kaydını değiştiremedim hâlâ. O gün dersimi aldım: Sunum öncesi bildirimleri kapat!

Yanlış Toplantı Odasına Girmek

Bir gün toplantıya giriyorum. Oturuyorum, not defterimi çıkarıyorum. Herkes sessiz, ciddi. Ben de ciddi görünmeye çalışıyorum. Toplantı başlıyor, konu "Üçüncü çeyrek finansal sonuçlar." Ben "Pazarlama" departmanındayım ve bu toplantı "Finans" toplantısı.

On beş dakika boyunca EBITDA'dan, amortismandan ve nakit akışından bahsediyorlar. Ben başımı sallıyorum, "Anlıyorum" diyorum, tek bir kelime anlamıyorum. Sonunda biri "Siz pazarlama ekibinden değil miydiniz?" diye soruyor. Ben "Evet" diyorum. "Bu finans toplantısı, pazarlama toplantısı üst katta" diyorlar.

O gün bir şey öğrendim: Toplantı odasına girmeden önce kapıdaki ismi okumak, hayat kurtarır.

İş Yeri Mutfağında Yaşanan Komik Olaylar

İş yeri mutfağı, ofisin en sosyal alanıdır. Ve en facialanın da yaşandığı yerdir.

Başkasının Yemeğini Yemek

İlk hafta, açlıktan ölüyorum. Dolabı açıyorum, içinde harika görünen bir yemek var. Kimin olduğunu bilmiyorum ama o an açlığım galip geliyor. Yemeği ısıtıyorum, yiyorum. Harika tadıyor. Tabii ki tabağı yıkayıp yerine koyuyorum.

Öğleden sonra biri mutfakta bağırıyor: "Yemeğim kim tarafından yendi?!" Ben sessizce bilgisayarımın arkasına saklanıyorum. Ertesi gün dolaba bıraktığım yemeği başkası yiyor. Adalet bir gününde tecelli etti. O günden sonra hep kendi yemeğimi getiriyorum ve üzerine büyük harflerle ismimi yazıyorum.

Mikrodalga Patlamış Mısır Faciası

Bir gün canım patlamış mısır istedi. Mikrodalgaya poşeti atıyorum. Süreyi ayarlıyorum. Ama yanlış tuşa basıyorum. "3 dakika" yerine "13 dakika" ayarlıyorum. Sekizinci dakikada ofis duman içinde kalıyor. Yangın alarmı çalıyor. Tüm bina tahliye ediliyor.

İtfaiye geliyor. Patlamış mısır poşeti tamamen yanmış. Ben ortada, yüzümde "ben yapmadım" ifadesiyle duruyorum. Herkes biliyor ben yaptığımı. O günden sonra ofiste "Mısır Adam" lakabım var. Hatta bir süre ofis mutfak yasaklandı. Benim yüzümden.

Home Office: Evde Çalışmanın Komik Faciaları

Pandemiyle home office dönemi başladı. "Evde çalışmak daha rahat" dediler. Yalan söylemişler.

Zoom'da Pijama Altı Krizi

Herkes biliyor: Home office'de üst takım, alt pijama. Bir toplantıda ayağa kalkmam gerekti. Unutmuşum altım pijama diye. Ayağa kalktım. On kişi ekranda. Pijamamın kahveli kedi deseni herkes tarafından görüldü. Toplantıyı devam ettirdik, ama artık o toplantı "kedi pijamalı toplantı" olarak anılıyor.

Evcil Hayvanların Toplantı Saldırıları

Home office'in en büyük düşmanı: evcil hayvanlar. Benim kedim her toplantıda masama atlıyor. Bir keresinde klavyeye basıp tüm ekranı zoom efektiyle değiştirdi. Kedi yüzümün yerine bir filtre geldi. Müşteri "Çok yaratıcı bir yaklaşım" dedi. Kedi kafasını ekrana sürerek "Merhaba" diyordu. O müşteriyle hâlâ çalışıyoruz. Kedi bazen hâlâ toplantılara katılıyor.

İş Görüşmelerinde Sorulan Tuhaf Sorular

Mülakatlarda sadece ben faciala yapmıyorum. Bazen mülakatçılar da tuhaf sorular soruyor.

"Kendini Bir Hayvan Olarak Tanımlasaydın Ne Olurdun?"

Bu soruyu bir mülakatta sordular. Ben "Kedi" dedim. Neden mi? Çünkü kediler her yere sığar, her şeye uyum sağlar ve her zaman düşerken ayaklarının üzerine iner. Mülakatçı "İlginç, genelde insanlar aslan diyor" dedi. Ben "Aslanlar bir kere düşerse kalkamaz, kediler her düşüşten sonra ayağa kalkar" dedim. Bu cevap hoşlarına gitti ve işi aldım.

"5 Yıl Sonra Nerede Olmak İstersin?"

Bu klasik soruya verdiğim cevap: "Umarım hâlâ burada, ama maaşım iki katına çıkmış halde." Mülakatçı güldü. Ben de güldüm. Sonra ciddiye almadılar. O mülakatı geçemedim. Ama dürüstüm en azından.

Gerçekten Yaşanmış: Yıldırım Gibi Çakma Hikayeler

Bir arkadaşım anlatmıştı. İş görüşmesine gitmiş, her şey güzel gidiyor. Sonunda mülakatçı "Bir soru daha: Sabah kahvaltınızda ne yersiniz?" diye sormuş. Arkadaşım "Simit ve çay" demiş. Mülakatçı "Mükemmel, biz de simitçi ailesiyiz" demiş. Şaka gibi ama gerçek. O adamı işe almışlar ve simit şirketinin pazarlama müdürü olmuş.

Başka bir hikaye: Kadın arkadaşım mülakata gitmiş. Mülakatçı "En büyük zayıflığınız nedir?" diye sormuş. O da "Çok dürüstüm" demiş. Mülakatçı "Bence bu bir zayıflık değil" demiş. Arkadaşım "Ben umurumamazın" demiş. Mülakatçı şaşırmış. O işi almış. Bazen hayat senaryo yazarının mizah anlayışı insanı şaşırtıyor.

Son Söz: Facialalar, İlerleme Anlarıdır

İş görüşmeleri, ilk iş günleri, toplantılar, mutfak faciaları... Hepsi birer hikaye. Ve inanılmaz olsa da, bu facialar bizi güçlendiriyor. Her yanlış sandalyede ayakta bekleyiş, her yanlış şirkete gidiş, her kedili mülakat ve her pijamalı Zoom toplantısı bizi daha dayanıklı yapıyor.

Ve en önemlisi: Her faciala, ileride harika bir hikaye olur. İş yerindeki en iyi bağlar, ortak facialar üzerinden kurulur. "Hatırlıyor musun, o gün mutfakta..." diye başlayan sohbetler, en güçlü iş arkadaşlıklarının temelidir.

O halde sevgili okuyucu, facialardan korkma. Onları kucakla. Çünkü bir gün onları blog yazısı olarak yazacaksın ve binlerce insanı güldüreceksin. Tıpkı benim şimdi yaptığım gibi.

Senin de komik iş görüşmesi veya iş yeri facialan var mı? Yorumlarda paylaş, beraber gülelim. Hayat kısa, facialar ebedi. Gülüşerek kalalım!

bilgierdemdir
gurbacık yazarı · gül, paylaş, anlat 🐸

Yorumlar