
Neden Aile Büyükleriyle Bayram Hep Bir Macera Olur?
Bayram sabahı.alarm çalmadan gözünüz açılır. Ama kahvaltıya inmeden önce bilirsiniz: Bugün bir facia yaşanacak. Belki dayınızın o ünlü "hayırlı olsun" sarılma hareketi, belki ninenizin o meşhur "hadi bakim bir şeker al" baskısı, belki de halanızın o "ne zaman evleneceksin" sorusu. Hangisi olursa olsun, sonuç aynı: Gülmekten kırılacaksınız ama bir yandan da utanmaktan kızaracaksınız.
Çünkü aile büyükleriyle bayram yaşamak, bir tür reality show gibidir. Script yok, tekrar yok, ama her yıl aynı sahneler tekrarlanır durur. İşte o sahnelerin en unutulmazları...
1. Dayının "Kucaklama Festivali"

Her ailenin bir dayısı vardır. Ve her dayının bir kucaklama tekniği vardır. Kimisi sizi havaya kaldırır, kimisi omuz silkme hareketiyle sizi darmadağın eder, kimisi ise o meşhur "gel buraya" hareketiyle sizi bir anafora çeker ki çıkış yoktur.
Bir keresinde dayım beni o kadar sıkı sıktı ki, midemdeki kahvaltı neredeyse tekrar tabağa döndü. "Hayırlı bayramlar yeğenim!" dediğinde sesi o kadar gür çıkıyor ki, komşu apartman bile "Allah kabul etsin" diyor. Ve tabii, dayının kucaklaması bitince omuzlarınızda en az üç gün iz kalır. O iz, bayramın gerçek nişanesidir.
2. Nine ve "Şeker Baskısı"
Ninenin evine adım attığınız an, bir tür şeker bombardımanı başlar. "Al bakayım, baklava yesene. Bir lokma daha. Hayır olmaz, aç bırakamam seni." Cümleler art arda gelir ve sizin "tokum" demeniz bir işe yaramaz. Çünkü ninenin dininde tok olmak diye bir kavram yoktur. Herkes açtır. Herkes yemek zorundadır. Hem de üç porsiyon.
Bir bayramda ninem o kadar ısrar etti ki, sonunda "nine, gerçekten tokum" dedim. Bana öyle bir baktı ki... Sanki en büyük ihaneti etmişim gibi. "Sen benim yemeğimi beğenmiyorsun öyle mi?" diye sordu. O an, hayatımda ilk ve son kez, bir lokma baklava için özür dilemek zorunda kaldım.
3. Hala ve "Ne Zaman Evleneceksin?" Sorusu

Bu soru, bayram sofralarının vazgeçilmez sorusudur. Yaşınız yirmi beş mi? "Ne zaman evleneceksin?" Yaşınız otuz mu? "Ne zaman evleneceksin?" Yaşınız kırk beş ve evli misiniz? "Ne zaman çocuk yapacaksın?" Hala, bu soruyu öyle bir doğallıkla sorar ki, sanki hava durumunu soruyormuş gibi hissedersiniz. "Hava nasıl?" der gibi, "Eşin nasıl?" der gibi, "Ne zaman evleneceksin?" der gibi.
En kötüsü, cevap verdikçe soru değişir. "Yakında" derseniz, "yakın ne demek, tarih ver" der. "Düşünüyoruz" derseniz, "neyi düşünüyorsunuz, ben o yaşta iki çocuğumu yapmıştım" der. Ve her cevaptan sonra, o meşhur "benim zamanımda" başlar. Hala'nın zamanında her şey daha hızlıymış, daha kolaymış, daha ucuzmuş. Ve mutlaka, kesinlikle, her şey daha iyiymiş.
4. Amca ve "Benim Zamanımda" Anıları
Amcalar da halalar gibi "benim zamanımda" hastasıdır. Ama fark şudur: Amca anıları daha çok iş ve para etrafında döner. "Benim zamanımda para yoktu ama mutluyduk. Şimdi her şey var ama kimse mutlu değil." Bu cümleyi her bayram en az üç kez duyarsınız. Ve her seferinde, sanki ilk defa duyuyormuş gibi başınızı sallarsınız.
Bir bayramda amcam o kadar çok "benim zamanımda" anlattı ki, sonunda dayım dayanamadı: "Abi, senin zamanında da aynı şeyleri anlatıyordun, değişen bir şey yok" dedi. O an sessizlik çöktü. Ve sonra... Tam beş dakika sonra, amca tekrar "benim zamanımda" diye başladı. Çünkü bazı şeyler asla değişmez.
5. Teyzenin "Gözüm Sana Değsin" Ritüeli
Teyzeler, bayramın en duygusal varlıklarıdır. Sizi gördükleri an gözleri dolar, "oyyyyy kızım/oglum, ne kadar büyümüşsün, gözüm sana değsin" derler ve sizi öyle bir sıkarlar ki, nefes almanız birkaç saniye imkansız hale gelir. Teyzenin sarılması, bir nevi bayramın resmi açılış törenidir.
Ama iş sadece sarılmayla bitmez. Teyze mutlaka sizi çocukluğunuzdaki bir facia ile anar. "Hatırlıyor musun, üç yaşındayken o halıya işemiştin?" ya da "Sen dört yaşındayken çıplak koşmuştun salona." Ve bu anıları, en kalabalık anında, en yüksek sesle, en büyük keyifle anlatır. Siz orada, yirmi beş yaşında, on kişinin arasında, "evet teyze, hatırlıyorum" demek zorunda kalırsınız. Yüzünüz kızarır, ama teyze gülümser. Çünkü o anı, o an kadar güzel hiçbir şey hatırlamaz.
6. Dede ve "Eski Bayramlar" Nostaljisi
Dedeler, bayramın filozoflarıdır. Otururlar, çay içerler ve "eski bayramlar"ı anlatırlar. "Bizim zamanımızda bayram, bayramdı. Şimdi ne kaldı?" Bu soru retoriktir, cevap beklenmez. Çünkü dedenin gözünde, eski bayramlar bir altın çağdır. Herkes birbirini ziyaret ederdi, çocuklar sokaklarda oynardı, komşular birbirine yemek götürürdü.
Ve sonra, dedenin favori anısı gelir: "Ben çocukken bayramda ilk önce büyüklerin elini öptük, sonra kahvaltıya oturduk, sonra..." Anı saatlerce sürebilir. Ama dedeyi dinlemek, bir nevi bayramın en huzurlu anıdır. Çünkü dede anlatırken, herkes bir an olsun durur ve geçmişi hayal eder.
7. Kuzenlerle Yeniden Buluşma: "Sen Ne İş Yapıyordun?"
Bayram, kuzenlerle buluşma zamanıdır. Ama işin komik tarafı, her bayram aynı soruyu sorarlar: "Sen ne iş yapıyordun?" Ve her bayram aynı cevabı verirsiniz. Ama kuzen hiç hatırlamaz. Çünkü kuzen için, sizin mesleğiniz bir sır gibidir. Her bayram yeniden keşfedilir.
En komik olanı ise, kuzenlerin çocuklarıdır. Her bayram biraz daha büyümüşlerdir ve her bayram onlara "aa ne kadar büyümüşsün" demek zorunda kalırsınız. Ve onlar size bakıp gülümserler. Çünkü onlar için bayram, büyüklerin komik facialarını izleme zamanıdır.
Son Söz: Bayram Faciaları Aslında Hayatın En Güzel Yanı
Evet, bayramlarda facialar yaşarız. Dayı sıkar, nine zorlar, hala sorar, amca anlatır, teyze duygulanır, dede nostalji yapar ve kuzen unutur. Ama bütün bu faciaların ortak bir yanı vardır: Aileyiz. Ve bu facialar olmadan bayram, bayram olmaz.
Belki de bayramın gerçek anlamı, bu faciaları birlikte yaşamaktır. Gülmekten kırılmak, utanmaktan kızarmak, ama sonunda hepsini sevgiyle hatırlamak. Çünkü bir gün, bu faciaları anlatan biz olacağız. Ve o zaman, belki biz de "benim zamanımda" diye başlayacağız.
O yüzden, bir sonraki bayramda dayınız sizi sıktığında gülün. Nine yemek dayattığında yiyin. Hala sorduğunda sabırla cevap verin. Çünkü bu facialar, hayatın en tatlı krizleridir. Ve inanın, hiçbir reality show bu kadar komik, bu kadar gerçek, bu kadar güzel olamaz.
Hayırlı bayramlar. Ve şimdiden, facialara hazır olun.
Yorumlar
Yorum Gönder